Güncel Önkal |Felsefe|Bilim|Kültür|Sanat|Edebiyat
 

Güncel Önkal Felsefe Portalı

 ODTÜ Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü
 (Atatürk Üni.Ed.Fak.Felsefe Blm. adına ÖYP-Araştırma Görevlisi)

 



 

Felsefe Tarihinde Görüşlerinden En Çok Etkilendiğiniz Düşünür Kimdir?

(En az 1, en çok 5 seçenek işaretleyiniz)
Son Durum

  İşte ah! Felsefe
Hem hukuk, hem hekimlik
Hem de ilahiyat ne yazık
Okudum hepsini, hummalı hevesle!
Okudum da ne oldum, zavallı ahmak!
Hala önceki çaylak
Şanım master, hatta doktor
Nerdeyse on yıl oluyor
Aşağı yukarı eğip büküp
Öğrencileri avutup eğitip
Görüyorum ki bilemeyiz hiçbir şey !
Bu da yakıyor yüreğimi epey
Gerçi zekiyim bütün o boşboğazlardan
Doktor, yönetici, yazar ve papazlardan
Ne vicdan azabı duyuyorum, ne kuşku,
Ne cehennem ne de şeytan korkusu
Buna karşın bütün sevincim bitti,
Aklım hiçbir şeye ermedi gitti,
İnanmıyorum, bir şey öğretebildiğime,
İnsanları iyiye, doğruya yöneltebildiğime...

G O E T H E
 

 

 


Arafta Kalmanın Dayanılmaz Ağırlığı
Güncel Önkal


Kültürleri değerlendirmenin bir metodolojisi var kuşkusuz.
Ancak kültürleri yargılamanın meşru
kılınacağı bir felsefe ya da toplumbilimsel temel yok.
Dolayısıyla ne yaparsak yapalım doğu ile batı
arasındaki varlığımızı ancak kendiliklerimiz açısından eleştirebiliriz.
Ben de bunu yapmakla meşgulüm bu yazıda.
Türkiye 108 ülke içinden sıyrılarak Frankfurt Kitap
Fuarı'nda 2008 konuk ülke belgesini aldı. Belgenin
Türkiye'ye geçmesi töreni esnasında Elif Şafak Araf'tan bir pasaj okudu. Çok anlamlı lakin Arafta
kalmanın dayanılmaz ağırlığı altında Türkiye'nin önünde yapacağı çok şey var. Bu ağırlığın Osmanlı
dönemindeki "atalet duygusu"na dönüşmemesi kritik bir nokta.
Mehmet Barlas da geçenlerdeki bir köşe yazısında doğu-batı arasında kalan bir toplum olarak
düşünce bazlı tepkilerimizde; daha başka deyişle, değişimi algılamak ve dönüştürmekte daha fazla
gecikmememiz gerektiğinin altını çiziyor. Tam da bu noktayı açmak istiyorum aslında. Değişimi ne
kadar algılıyoruz? Değişmeye direnmenin altında yatan kültürel motiflerimiz nelerdir?
Doğuya yaşam biçimimizle ait değiliz, tam anlamıyla batılı da değiliz, peki neyiz? Doğu ile batı
arasında kalmaktan üzüntü, endişe ya da huzursuzluk duymalı mıyız? Bence duymalıyız. Hatta bu
huzursuzluk durumunun tüm bireysel ve toplumsal varlık alanlarında kendisini öyle ya da böyle
hissettirdiğini düşünüyorum. Ve bu "arada kalmışlık"tan, değişimi yaratan değil, takip eden
pozisyonundan sıyrılmadıkça da ne yaparsak tam anlamıyla başarılı olamayacağımıza inanıyorum.
Yaşamlarımız öncelikle aile ve mahalle daha sonra da okul ve iş ortamı baskıları ile kevgire
dönmüşken ne türden bir bireysellikten bahsedebiliriz? Öylesine bir "arada kalmışlık" söz konusu ki;
mantığımız batıdan kalbimiz doğudan yana iken, uzayda yer kaplayan bedenlerimiz de bir o yana bir
bu yana savruluyor bilinçsizce. TV dizilerini seyrederek hemen uyuyan, rüyasında gerçek hayatta
yaşadıklarından daha yaratıcı şeyler göremeyen sıkıcı bir kitlesel yığın haline dönüşmemek için bir
çözümümüz var mı?
Arada kalmışlıktan çıkmak isterken arada olduğunun farkında olamayan kişilere de rastlayabiliriz
sağımızda solumuzda. Bu çevre bizi bitiriyor işte. Gündelik koşuşturmasını dünyanın merkezinde
sanan, bir gün bile kendisine uzaktan bakma cesaretini gösterememiş insanların eşik atlayarak içinde
yaşadığı toplum hakkında yargılarda bulunmasını beklemeyelim.
Batılı olmak öncelikle yaşamı sevmektir. Yaşamı kendi akışına bırakmak değil, sevabıyla günahıyla
kendi ellerinin arasına almaktır. Varoluşçu bakış açısı ile beslenen batılı birey kendisine daha doğru
kendisinin yapabileceklerinin sınırı olamayacağı duygusuna tapar. Onu var eden cesareti kendi amaç
ve sınırlarını tanımasıdır. Asla Arafta değildir. Arafta kalmalardan en kısa zamanda kurtulmak ister.
Doğu kaderciliği ile ötekinden medet ummak tercih edilmez. Batılı da bunalımlar yaşar; ancak her
yaşanan yaşanacak olanın bir basamağıdır. Her değer yenisi ile değişmeye, her anlam başkalarınca
farklı anlaşılmaya açıktır. Burada bir görecelilik de söz konusu olamaz. Aksine görecelilik, "mutlaklar"ı
bol Doğu kültürünün asıl temelidir.
Okuyucunun burada kafasının karışması doğaldır!
Lakin tüm kafa karışıklıkları Arafta kalmanın dayanılmaz ağırlığının eseridir.

 

 
  Copyright © 2009 . Site tasarım İlhan Gözkonan site hakları Güncel Önkal adıma saklıdır
Bu Sitedeki yazılar, 5846 sayılı T.C. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun koruması altındadır, izinsiz kullanılamaz