|
|
|
|
 |
İşte ah! Felsefe
Hem hukuk, hem hekimlik Hem de ilahiyat ne yazık Okudum hepsini, hummalı hevesle! Okudum da ne oldum, zavallı ahmak! Hala önceki çaylak Şanım master, hatta doktor Nerdeyse on yıl oluyor Aşağı yukarı eğip büküp Öğrencileri avutup eğitip Görüyorum ki bilemeyiz hiçbir şey ! Bu da yakıyor yüreğimi epey Gerçi zekiyim bütün o boşboğazlardan Doktor, yönetici, yazar ve papazlardan Ne vicdan azabı duyuyorum, ne kuşku, Ne cehennem ne de şeytan korkusu Buna karşın bütün sevincim bitti, Aklım hiçbir şeye ermedi gitti, İnanmıyorum, bir şey öğretebildiğime, İnsanları iyiye, doğruya yöneltebildiğime...
G O E T H E |
| |
|
 |
| |
Güncel
Önkal
Orta Doğu
Teknik Üniversitesi
Felsefe Bölümü
Araştırma Görevlisi
http://www.guncelonkal.com
|
|
16 Kasım
2006'da Dünya Felsefe günü beşinci kez tüm dünya
felsefecileri tarafından etkinlikler ile kutlandı;
felsefenin ve felsefi düşünmenin yaygınlaştırılması için
çalışmalar tüm dünyada olduğu gibi
ülkemizde de yapıldı. UNESCO 2002 yılından itibaren her
yıl kasım ayının ikinci haftasının Perşembe gününü Dünya
Felsefe Günü olarak kutluyor. Kuruluşun internet
sayfasında yapılacak kısa bir
araştırma son beş yılda filozofların kutlamalarının
hızla hangi tematik değişimlere uğradığı konusunda fikir
veriyor bizlere. Kutlamaların yapılmaya başlandığı ilk
yıl olan 2002 yılında "felsefe tarihi", "çağdaş
felsefenin alanları" gibi masum konular işlenirken,
2003'te "global adalet", "kültürlerarası ve
kültürlerüstü felsefenin imkanı" gibi siyasal
değişimlerin ve güncel, küresel problemlerin kaynağının
tartışılması hedeflenmiş. Kutlamaların üçüncü yılı olan
2004'te filozoflar kutlama faaliyetlerinde adeta "insan
hakları problemleri" odağında kilitlenmişler. Son olarak
geçen yılın kutlamalarında ise Jean
Paul Sartre ve Paul Ricoeur'nün düşünceleri ışığında
"sivillerin çatışmalar karşısındaki durumları" insanlık
idealleri açısından ele alınmış.
Geçen yılın kutlama programına baktığımızda ise geçmiş
yıllardan çok farklı bağlamda UNESCO'nun "modernite
karşısında Arap dünyası ve Müslümanlık" başlıklı
tartışmaları açmak istediğini görüyoruz.
Bu tartışmalara paralel olarak düşünülebilecek Levinas
felsefesi de kutlama programları içinde yer almış.
Dolayısıyla, Dünya Felsefe Günü, sadece filozofların ve
entellektüellerin her yıl dünya
problemleri karşısında hesap vermeleri gereken önemli
bir vicdan günü olarak beliriyor. Dünya Felsefe Günü'nde
entellektüeller insanlık adına sanki günah çıkarıyorlar.
Dünya coğrafyası üzerinde
yaşanan adaletsizlikler, insan olma durumundan gün
geçtikçe uzaklaşan değerlerin çıkmaza girmesi,
filozofları daha da fazla çalışmaya zorlayacaktır.
Burada asıl görevin siyasal güç odaklarına düştüğünü
söylemek gerekiyor. Filozoflara ve felsefe biliminin
söylediklerine, varılan teorik sonuçlara kulak tıkayan
uygulayıcılar, hem kendilerine hem de insanlığa büyük
zararlar vermişlerdir ve ne yazık ki
vermeye devam edeceklerdir. Düşünsel temeldeki
boşluklar, kaymalar ve tutarsızlıklar insanın politik
eylemlerinde kendini trajik olarak gösteriyor.
Yerel olandan global olana geçiş Dünya Felsefe Günü gibi
düşünsel temellerimizi sorgulayacak etkinliklerin günün
anlam ve önemine hizmet edecek şekilde verimli
tartışmaların çoğalması ile
mümkün olacaktır. Dünyanın değişen koşulları felsefe
çalışmalarının kapalı kapılar ardında bireysel
okumalardan daha fazlasını ortaya koymasını şart
koşmaktadır.Türkiye'nin filozofları da, Dünya
Felsefe Günü etkinliklerini gerçekten Dünya'da neler
olup bittiğinden bağımsız şekilde kutlanamaz bağlamda
ele almalıdır. Bu nokta filozoflarımız açısından bir
yetkin olmayış değil ama eksik kalma
durumudur. Öyle ki eğitimcilerin eğitimi noktasında,
felsefeyi öznel, ideolojik ve günlük hayattan kopuk
olarak değil, gençlere felsefi düşünmeyi sevdirecek
şekilde anlatabilecek, aktarabilecek, çağdaş
gidişatı analiz edebilen soyutu somutla
bağdaştırabilecek eğitimcilere ihtiyacımız vardır.
Felsefenin birincil kazanımlarından biri olan "kendini
bilmek"ten hareket edersek; kendimizin ne olduğunu
bilmeden başka bir şeyin bilgisine de sahip olamayız,
başkalarını da bilemeyiz ve
anlayamayız. Dünya Felsefe Günü'nün Türkiye'de
felsefenin itibarını arttıracak çalışmalara, pratik
sonuçlar doğurabilecek projelerle öncülük etmesi
kuşkusuz daha yerinde ve gerçekçi olacaktır.
Topraklarımızın sahip olduğu düşünce geleneği Dünya
entellektüelleri trafiğinde hangi köşebaşında yer
alabilir? Bu sorunun yanıtı ancak kendi felsefe
geleneğimizi daha çok araştırmak, ortaya koymak; ancak
en önemlisi yabancı dilde de anlaşılabilir ve bağlantılı
kılmaktır.
|
|